Giresun, Görele, Daylı Köyü - Özlemin Bittiği Yerdesiniz... Anasayfa    |    İletişim
Daylı Köyü
Anasayfa | Haber Ara | Chat | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Z.Defteri | Sitene Ekle |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

DÖVİZ

  Döviz Alış Satış
  Dolar 9.1993 9.2159
  Euro 8.0330 8.0861

HAVA DURUMU

Simit

Okunma  Yazar : Seyit Cındık
Yorumlar  Yorum Sayısı : 3
Okunma  Okunma : 2739
Tarih  Tarih : 02 Temmuz 2010, 21:44

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Güneş ,sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kayabaşını aşmaya henüz başlamışken gözlerini açtı,yavaşça sağına döndü.Okul vakti herhalde,diye düşündü uyandı kalktı.Uykulu gözlerle sağa sola bakınarak kısa pantolonunu giydi,odadan çıktı,Ocak başın da Kuzine nin üzerin de çaydanlığın ibriğinden çıkan buhar ıslık gibi bir ses cıkarıyor,bakır çaydanlık fokur fokur kaynıyor du.Mutfağı  geçerek dışarıya çıktı.Güneş karşı köylerin tepelerini,haş dağını esir almış neredeyse Elevi deresine doğru inmek üzereydi.

 

-Seyiit!.. diye seslen di annesi evin önündeki tarladan.Hala uyuyormusun?

 

-Hıı..kalktım anne diye cevapladı ,yarı duyulur bir sesle.

 

Hadi benim güzel oğlum dedi,ekmek alınacak.

 

Anlamıştı gerisini.Bakkala gidilip ekmek alınacak,bütün aile,yer sofrasın’da sabah kahvaltı yapacak,sonra herkes işine...

 

Karne tatili başlamıştı artık.Bütün arkadaşları gibi o da sınıfını geçmişti.Artık köyde bütün akranları gibi ineklerin otlatılması,kuzuların bakımı ,tavukların yemi gibi daha bir sürü işte annesine yardım edeceklerdi .Tarla ,bahçe işlerinde becerikli değil di henüz,evin küçüğüydü zaten.

 

Annesinin taburenin  üzerine bıraktığı madeni bozuklukları aldı,lastik ayakkabılarını çorapsız giyerek ağır ağır ve küçük adımlarla bakkalın yolunu tuttu.Kıymet teyzenin kapısına yakın taş çeşme de elini yüzünü yıkadı.Serin su iyi gelmiş iyice ayılmıştı.Dikkat etti ,yolun kenarların daki otlardan çiğse kalkmadığı için ayakları ıslanmıştı.

 

Nereye? Dedi,çın çın eden neşeli bir sesle Kübüçoğlu İsmail amca.

 

Hep böyle renkli gözlerinin içi gülerek konuşurdu onun la.Takılır ,dalgasını geçer di.Her ne kadar Kıymet teyzenin erken olan kirazın dan aşırıp yediği için kızmış mıdır diye düşün se bile öyle bir görüntüsü yok tu bu sabah.En çok ta;Baban kemik yiyor mu ula? der,gözlerinin içine bakarak cevap beklerdi.Cevabı basitti aslın da bu sorunun.Ancak”Yemiyor” demek le kurtulamaz bir türlü işin için den de çıkamaz dı.Ya görmüş se!...bir korku düşer di içine her seferin de.Öyle ya koskoca adam her zaman yalan mı söyler di ki?...

 

-Yok ,yok İsmail amca yemiyor..diyecek olunca da,Ben gördüm .Kapının arkasında saklanmış ellerinin üzerine almış kemiriyordu...İşte o zaman biter di Seyit,gözleri yerde.

İsmail amca ,gürültülü bir kahkaha atar ,kahkahalar la güler di haline.Anlardı seyit o zaman,savaş biti,Yaşasın,Babam kemik yemiyor...Saçlarını okşar ,bazen da poposuna bir çubuk vurur yavaşça ve; Seni gidi kerhanacı derdi...o zaman içi içine sığmazdı küçük Seyit’in sevincinden.

 

Bakkala ekmeğe ... dedi yavaşça.Göz ucuyla takip etti İsmail amcayı,çarşıya gidiyordu.Karısı Rahime teyze çok sıkıştığın da imdada yetişirdi.

 

-Herif!.. bırak şu bacak kadar çocukla uğraşma der di.Daha da keyiflenir İsmail amca bir kahkaha daha atar döner gider di.

 

Kapkara boncuk gözlü çok iyi yürekliydi Rahime teyze ,Onca çocukla bir sürü işin üstesinden gelir yine de bir kere şikayet etmezdi.herkesle iyi geçinir güzel konuşur,öğüt verir di.

Düşünceler için de bir acele  kıran’a çıkan,bütün merdivenleri kesme kara taşla ve özenle yapılmış olan sokağa daldı Seyit.Sonradan, İlk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in akrabalarının yaşadığını öğrendiği bir ev vardı sokağın tam ortasında.Sağ tarafta    bakımlı, içinde her türlü meyve ağacının bulunduğu bir bahçesi vardı.Evin birinci katı da özenle yapılmış kesme taşlardan örülü ,üst katı ahşap ve şıma kaplıydı.Ancak kimsenin oturduğunu görmemişti.Bahçelerde meyveler olunca mahallenin çocukları doyasıya yerler,dallarına zarar vermedikçe de büyükler de bir şey demezlerdi.Bir solukta geçti merdivenleri,ana yol’a az kalmıştı.Gözleri güneş te yaprakları pırıl pırıl parlayan armut ağaçlarına takıldı.Çok güzel di Zehra teyzelerin tarlasın daki o armutlar.Her yaz çocuklarıyla köye gelirdi.  Adalet abla’ydı galiba en büyükleri.Evin etrafını bir güzel süpürürler,her tarafa gül’ ler ,çiçekler ekerler di renk renk.En çok ta Ay çiçekleri hoşuna gider di Seyit’in.

 

Araba yoluna çıktı yürümeye başladı.

 

Selamün aleyküm dedi Taşçı İsmail,Aleyküm selam dedi Aslan amca ,oturduğu yerden.Uğur ola komşu...Pirket taşı yapar dı Taşçı İşmail Amca,çok yavaş yürür dü bastonuna dayanarak.Aslan Amca ise köyde meşhurdu.Kıran düzün de büyükler ne zaman top oynasa,Aslan amca orada biter,ne zaman geldiğini kimse görmezdi.Top tarlaya kaçın ca da yandı gülüm keten helva.Yalvarır yakarırlar,bir kere”yok” dedimiydi feriştah olsan geri alamazdın, bir kere geri verse iki kere keserdi bıçağı ile.Patlak topla kala kalırdı çocuklar...

İbaçoğlu mustafa amcanın eşi Hanife teyze camdan olanı biteni seyrediyor,komşu kadınlarla sohbet ediyordu.Tüccar Mustafa amca nın eşi Güller teyze her sabah olduğu gibi ,sokak kapısında oturuyordu.Seyit’i görünce sanki bekliyormuşcasına ve yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle fırladı yerinden.Yolun ortasına kadar yürüyüp kollarını iki yana açtı ve,yanına gelene kadar üç kere ;”Allahümme salli ala seyyidina muhammet” diyerek sarıldı,  yanaklarından öptü,Benim sarı oğlum bakkala mı gidiyor bakiim? diyerek gülümsedi.

Bu merasim, hemen hemen nerede olur sa olsun, çarşıda,pazarda olsun onu her görüşün de aynıydı.Öylesine sarılır, bir anne şefkatiyle öper ve sever di ki,başka çocukları da böyle severler mi diye kıskanırdım.Ama bilirdimki,bu sevgi, iman dan,insan sevgisinden,komşuluk ve akrabalığın bir birleşimiydi.Karşılıksız ve koşulsuz.İnsanın içini tarifsiz bir mutlulukla doldururdu.

 

Biraz iler de Ali Paşa ile Mekkiye teyzenin sesleri geliyor du.Her zaman ki gibi Mekkiye teyze neş’eli Ali Paşa amca dan da huysuz ihtiyar sesi çıkardı.Galiba denizcilkik yapmış biraz gezgin kültürlüydü Ali Paşa amca.Paşalık nereden gelir bilinmez,ama biz çocuklar la her zaman arası iyi olmuştu.Sorular sorar,cevaplandırır ,kimseyi üzmez hep gülerdi çocuklarla.

Bakkalın tahta baraka kapısına doğru yaklaştıkça,ilerde köyün en düz ama fazla uzun olmayan yol boyun da beyaz badanalı ,sıralı evlerin yan yana olduğu tipik bir karadeniz mahallesini görürsünüz Yemyeşil dut ağaçları dallarıyla adeta bir renk tünelini andırır. Yol,Geçer ağaçların arasından Gülle Kıran’ a doğru hafif bir rampa ile gözden kaybolur.Biraz daha yürüyünce iler de Sandıkçı Abdu Usta’nın sanki çizgi romanlardaki korsan kalelerini andıran yüksek kara taş duvarlarının üstün de dışı sıvasız,topraksız taşsız üzeri teneke kaplı,hatta biraz da yılların yorgunluğu ile sanki Abdu amcayla yarışırcasına kamburu çıkmış ,hafif bel vermiş tahta baraka atölyesini görürsünüz.Arada bir “Tak...Tak...Tak... diye keser,çekiç sesleri duyulur.Bazan testere ile kestiği bir sandık tahtasından çıkan ahenkli sesi duyabilirsiniz.Abdu usta yı son üç kuşak tanır.çünkü onun elinden çıkma çeyiz sandıkları anneanne den anne ye anne den bazan kız yada geline kalmıştır.Olmazsa olmaz çeyizlerden dir bizim köyde Abdu ustanın çeyiz sandığı.Hatta el makinası ile traş etmediği,başını kabak yapmadığı çocuk yoktur.Duvarın üstün de dut ağacının altın oturur,sırtını dayar ve öylece yolu seyreder.Hafif öne eğik vücudu,beyaz saçlı,renkli gözlü bir ihtiyarcık.Yol dan geçerken hal hatır soruldumu,gözleri ışıl ışıl dır ,hep gülen bir yüzle konuşur sizinle...

 

Bakkalın kapısına geldi Seyit,iterek gıcırtıyla açtı kapıyı ve bakkala yöneldi.Her zaman ki kıpır kıpır haliyle belki de köyde en çalışkan insanlardan biri olan Bakkal Müvezzi Ahmet(Postacı)karşıladı onu.

 

Dayı,dedi bir ekmek ver.Uzattı parasını.(Annemin  hayatta kalan tek dayı sı.Anne tarafından en yaşlı büyüğümüz).Ekmeği uzattı ,tam alacakken;

 

-Hangi tabur?...

-Hııı..

Hangi Bölük?...

-.....

 

Bir türlü bilemezsiniz işte o komutanın adını.O,sayar artık sizin yerinize.Falanca Alay,Falanca Tabur,fişmanca bölük...bir de kısa künye yapar.Siz mahçup ama gülen gözlerle kilitlenirsiniz o’na.Hemen her gün aynı soruyu sorar bazan yarım yamalak bilirsiniz.O müdahale eder.Çabuk çabuk söyleyeceksin.Bir türlü o meşhur Ragıp GÜMÜŞPALA Komutan aklıma gelmezdi...kim di kim bilir o komutan?Ama Dayımın komutanıy dı ya...Demekki hepimizin komutaı oluyor du.Yapacak bir şey yok.Bazan da Hazreti Aliden,Hayber kalesi cenginden konuya girer ,Veysel karani nin kılıcından nasıl kan damladığını anlatır dı bir soluk ta.Ya da Hazreti hamzanın Aslanları nasıl yendiğini.Bazan çok keyiflenirse bir tane akide şekerini de ikram ederdi.

 

İşte işin en keyifli yanı.Ekmeği kaptınız ve dönüyorsunuz.Yolda yürürken taptaze fırın ekmeğinin üzerindeki “simit “sizin dir.Mis gibi kokar.Bir ucun dan koparır yemeye başlarsınız.Seyit de öyle yaptı ve gerisin geri koşarak aynı yolu tuttu.Taş yolu indi, koşarak taş çeşmeye vardı ,tekrar elini yüzünü yıkadı ,avucundan bir iki yudum içti ,simide baktı az kalmıştı.Bu kadar yeter dedi yola koyul du ki,

 

-Ula Seyiiiit !..Annesi nin sesiydi bu,geç mi kalmıştı ne?Bu ünlemeyi bin tane sesin için de tanır dı..

-Geliyoooomm...

Koşarak in di merdivenler den,içeri gir di.Bütün  aile sofra başın da bekliyor.

-“Andır” galasıca” got” gafalı dedi ablası(Got :Bir tür fındık ölçeği.)Simidin çoğunu yemiş!...İçin den gül dü Seyit kıs kıs.

 

Tık yok Seyit’te.Diz çöktü,oturdu babasının yanına.Herkes sofra daydı şimdi.İşte en muhteşem an,her zaman da böyle olmuştur.çaylar koyulmuş,mis gibi tereyağda yumurta...

 

Herkes bir arada,

ve gün başlıyor.

 

 

Seyit CINDIK

29 Haziran 2010

 

 

Not:Yazı da geçen karakterler gerçek isimleriyle anlatılmıştır.İsmail Kübüç amcamız hariç,  diğerleri rahmetli olmuşlardır.Hepsine Allah Rahmet etsin inşallah.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

eray cındık [ 20 Aralık 2010, 21:51 ]
doğma büyüme samsunlu olmama rağmen internetten araştırırken daylı köyüne ulaştım ve sanalda da olsa insanın aynı soyadı taşıdığı insanlara ulaşması güzel.herkese slmlar olsun...
Azmi Gülsoy [ 20 Aralık 2010, 16:03 ]
Konu seçimi çok güzel, gerçekçi ve duygu yüklü. Yazım hataları için "tdk" sitesi "yazım hataları" bölümündeki tarifler ve verilen örnek cümlelerin dikkatle incelenmesinden oldukça yararlanacağına inanıyorum.
FEYZULLAH ÖNDER [ 16 Temmuz 2010, 17:04 ]
seyit Bey, tebrik ederim şahane bir yazı olmuş.
Bir solukta sizin evden dayının bakkalı arasında bende gittim geldim. Bir farkla. Simitten tadamadım. Bir de o gözünü sevdiğim sudan içemedim kana kana. Hele bahçemizde yerden kaynayan suya öyle hasretim ki. sorma gitsin. Oarmut ağaçlarının altındaki suya ...

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

DUYURU

YENİ YIL01 Ocak 2014

ANKET

Dernek Çalışmalarımızı Nasıl Buluyorsunuz?





Tüm Anketler

TAKVİM

SAYAÇ

ÖNEMLİ LİNKLER

SAYAÇ

daylikoyu.org.tr © 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Köşe yazılarından yazarları, yorumlardan yorumu yazan şahıslar sorumludur. Daylikoyu.Org.Tr sorumlu tutulamaz.
Web: www.daylikoyu.org.tr | E-Mail: info@daylikoyu.org.tr
Altyapı: Mydesign | Tasarım: