Giresun, Görele, Daylı Köyü - Özlemin Bittiği Yerdesiniz... Anasayfa    |    İletişim
Daylı Köyü
Anasayfa | Haber Ara | Chat | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Z.Defteri | Sitene Ekle |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

DÖVİZ

  Döviz Alış Satış
  Dolar 9.1993 9.2159
  Euro 8.0330 8.0861

HAVA DURUMU

Sevgi-3

Okunma  Yazar : Seyit Cındık
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 1475
Tarih  Tarih : 29 Haziran 2010, 19:14

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

(Arkadaşlar bu seri yi iyi anlayabilmek için Arşivdeki SEVGİ-1 ve Sevgi-2 yi de okumanızı öneriyorum.) Merhabalar sevgili arkadaşlar.Sevgi ile ilgili üçüncü yazımızda tekrar buluştuk.Umarım begenirsiniz.
Başka konularda söyleşilerde buluşmak ümidiyle.
Sevgi olun,sevgiyle kalın.
S.C


Aşağıdaki yazılar psikolog dr. Albert Ellis'in - Rasyonel Emotif Terapi yaklaşımının kurucusu- "Akılcı yaşam klavuzu" adlı kitabından alnmıştır.!.ve sizlerle paylaşıyorum.!. Teşekkürler!.
Ellis'e göre, mutsuzluğumuzun kaynaklarına ait en önemli gerçeğin akılcı olmayan düşüncelerimiz olduğudur.!.Bu akılcı olmayan düşüncelerimizi kendisi bu kıtabında on başlık altında topluyor.!.
1-Onaylanma Gereksinimiyle Başa Çıkmak.;yaşamımızdaki bütün sevgili insanların bizi sevmeleri ve onaylamaları gerektiği düşüncesi buradaki bir numaralı akılcı olmayan düşünceye iyi bir örnektir.!.ancak yetişkinlerin onaylanmaya ihtiyacı yoktur.!. Hatta, az sayıda insan sevgi bile istemez.Ne var ki, kadın ve erkeklerin çoğu, savunucu bir şekilde istemediklerini söyleseler bile, bir şekilde onaylanmayı isterler.!.bu şekilde kendimizi daha mutlu hissetsekte istekler, tercihler ve arzular gereklilik değildir, ancak bunlar karşılanmasa da bize bir şey olmuyor, ölmüyoruz yanı.!.. İlle de bu konuda israr edersek kendi kendimizi de sabote ettiğimizi hiç farketmiyoruz.!.
-her insanın sizi sevmesi, mükemmeliyetçilik, ulaşılması imkansız bir amaç yaratır.!. doksandokuz kişinin sizi sevdiğini düşünün, sizi sevmeyen bir yüzüncü ile de karşılaşırsınız.!.
-çok az sayıda sevgi talep etme halinizde bile, hepsinin onayını kazanamazsınız.!.Ben ona sevgi gösteriyorsam o da beni sevmek zorunda, gibi mantıksal akıl yürütmede bile, kendimi sabote ederim.!.kimilerinin, kendi sınırları yüzünden, herhangi birini sevme yeteneği çok azdır,.bir kısmı sizin denetiminizin dışında kalıyor olacak, diğer bir kısmı ise, size karşı önyargıları olduğu için, bırakın sizi sevmeyi, sizden nefret bile edebileceklerdir.!.
-her zaman sevgiye gereksinim duyarsanız, her zaman sevilebilecek biri olmanız gerekecektir.!. gelin düşünelim, böyle biri var mı dır, acaba? böyle özelliklerimiz olsa bile, bunları tüm insanlara her zaman nasıl gösterebiliriz?
-Gereksinim duyduğunuz insanların onayını her zaman kazansanız bile. bu işe o kadar çok zaman ve enerji harcamanız gerekir ki, bu da kendi amaçlarınız için değil, başkaları için yaşamak anlamına gelir.!.Bunu, daima sınıfta kalmamıza rağmen, en çok yakınlarımız için her zaman yaparız.!.
-sevilme gereksiniminiz ne kadar fazla olursa, insanların size saygı duyma ve sizi önemsemeleri o kadar azalır. onların ihtiyaçlarını karşılamanız hoşlarına gitse de, çaresiz tavrınızdan rahatsız olabilir ve sizi zayıf bir insan olarak görebilirler.!.sonunda, bu da sizi daha az istenen biri yapabilir.!.
-sevgiyi kazansanız bile, sonradan size can sıkıcı gelebilir.sizi seven insanlar genellilkle zamanınızı ve enerjinizi harcarlar.birini etkin biçimde sevmek yaratıcı ve kendini vermeyi gerektiren bir eylemdir.!.(ama), yoğun bir sevgi gereksinimi, bu iş için harcanması gerektiren çabanın tüketilmesini engelleyebilir.!.
-Yoğun sevgi gereksiniminiz, değersizlik duygularınızı körükler.!."sevilmeliyim, çünkü sevgisiz yaşayamayacak, alçak yetersiz bir bireyim, bu nedenle başkalarının bağlılığına muhtacım" farkındasızca ,bu şekilde ve çaresizce sevgi arayarak, (ama) kendi değersizlik duygularımı örterek onlarla başa çıkmak ve üstesinden gelmek için hiç bir şey yapmamış olursunuz, mesafe de koyamazsınız, sevdiklerime mesafe koymak kendimi suçlu hissettirebilir, bu da sevdiklerim üstünden beslendiğim değersizlik duygumu bana daha çok hissetirir, böylece mesafe de koyamadığım için incinebilirliğim devam edip gider.!..kendimi incittiğimi farketmedikçe, ötekini de incittiğimi asla farketmem.!.
burada şu soruyu kendime sormadığım sürece bu çemberin içindeki sıkışmışlığım sürüp gider.!. burada.kendime sorulması gereken soru şu olmalıdır.!. diğerlerinin ne yapmanızı istediklerini değil, kendime "ben, ne yapmak istiyorum" sorusunu sorabilmeliyim.!.veya " bunu ya da şunu yapmayı reddetmeye devam etmemin nedeni, gerçekten öyle olmasını istemem mi? yoksa bir kez bile tekrar düşünmeden, başkalarını memnun etmeye çalışmaya devam etmeye mi çalışıyorum?veya "başkaları öyle yaptığı içinde ben de yapıyor olabilirmiyim?" diye sormaya devam edin. gerçekten istediğiniz şeyi elde etmeye çalışırken risk alın, kendinizi verin ve hata yapmaktan umutsuzca kaçınmayın. bırakın hatayı, hatanın kendisini yapmasına izin verin.!.
İstediğiniz bir şeyi alamazsanız da, insanlar size nasıl başarısız olduğunu göstermek yerine bunu gülerek ve eleştirel bile yapsalar, bunun onların sorunu olduğuna kendinizi ikna edin,!. ben hatalarımdan ders aldığım sürece, farkında olduğum sürece insanların neyi düşündüklerinin ne önemi var, deyin.!.
-sevilmekten çok sevmek üzerine odaklanın, yaşamanın edilgen bir şekilde almaktan değil, yapmaktan, eylemde bulunmaktan geçtiğini farkedin.!.
-sevilmeyi asla değerli olmakla karıştırmayın.!.İçsel bir değeriniz olduğunu kabul ediyorsanız, bunu bir şey yaparak kazandığınıza inanmak yerine sadece. varoluşunuza, yaşamda oluşunuza ilişkilendirin.!.
2-Başarısızlık Korkularını azaltmak, kendimizi mutsuz hissetmek için edindiğimiz başka bir akılcı olmayan düşüncedir.!. ya çok yetkin başarılı olmanız gerekiyordur, ya da, bunun daha aklı başında gibi görünen aptalca bir uyarlamasına göre, bir önemli alanda yetenekli olmanız gerekir.!. İnsan olarak ancak başarılı olduğunuzda değerli olduğu görüşü akılcı olmayan birkaç düşünce içerir.!.
- besbellidir ki hiç kimse çoğu açıdan yetkin ve usta olamaz.!.ve hemen hemen hiç kimse mükemmel başarıya ulaşamaz, genel bir başarı ve mükemmelliğe ulaşma amacınız sizi ciddi hayal kırıklığına hazırlar.!.
-Yapay bir tanımlama yapılmadığı sürece, başarı içsel değerinizi artırmaz.!.bir şeyde başarılı olduğunuz için kendinizi "daha iyi" ve "daha büyük" görüyorsanız, geçici olarak kendinizi daha değerli hissedebilirsiniz, (ama) aslında başarınız iç değerinizi biraz olsun yükseltmez, başarısızlıklarınız da insan olarak değerinizi azaltmaz.!.bir hedefe ulaştığınızda daha etkin ve mutlu olabilirsenizde bu his sizi daha iyi bir insan yapmaz.!.
-benliğinizi belli bir etkinliği ne kadar iyi yaptığınıza göre, tanımladığınız ve değerlendirdiğiniz zaman, bir insan olarak ancak o etkinlik kadar değeriniz olduğu yanılsamasını yaratıyoruz,.bu,size ne kadar anlamlı geliyor, dersiniz?
-başarının bazı avantajlarına kanarak kendimizi ona körü körüne adamak, hem riskli hem de rahatsız edicidir.!. başarıya fazla önem verenler kendilerini fiziksel dayanıklılık sınırlarının ötesinde bulurlar, aşırı acı veren durumlara davetiye çıkarırlar.!.
-başarılı olmak için aşırı mücadele etmek, çoğu zaman başkalarını aşma, onlardan iyi olduğunu gösterme gereksinimini yaratır, kendinizi sürünün başını çekmek zorunda hissederseniz "kendiniz" olamazsınız.!.
-aşırı başarılı olma çabası,sizde başarısız olma kaygısı duymanıza sebep olur, bu da şansınızı denemekten sizi alıkoyar, hata yaptığınız için keşke der, girişmek istediğiniz maceracı projelerden kaçınırsınız.!.göz alıcı başarılar elde etme uğruna hatalar yapar, bu yüzden depresyona girer bu yüzden tehlikeli işlere girmez ve sonra da dışarda kaldığınız için kendinizi suçlarsınız.!.Burada yaratılan başarma "zorunluluğu" sizi başarısızlık korkusuna iter, ki bu korku başarısızlığın kendisinden bile daha engelleyici olur.!.

Hoşça kalın.
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

DUYURU

YENİ YIL01 Ocak 2014

ANKET

Dernek Çalışmalarımızı Nasıl Buluyorsunuz?





Tüm Anketler

TAKVİM

SAYAÇ

ÖNEMLİ LİNKLER

SAYAÇ

daylikoyu.org.tr © 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Köşe yazılarından yazarları, yorumlardan yorumu yazan şahıslar sorumludur. Daylikoyu.Org.Tr sorumlu tutulamaz.
Web: www.daylikoyu.org.tr | E-Mail: info@daylikoyu.org.tr
Altyapı: Mydesign | Tasarım: