Giresun, Görele, Daylı Köyü - Özlemin Bittiği Yerdesiniz... Anasayfa    |    İletişim
Daylı Köyü
Anasayfa | Haber Ara | Chat | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Z.Defteri | Sitene Ekle |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

DÖVİZ

  Döviz Alış Satış
  Dolar 9.1993 9.2159
  Euro 8.0330 8.0861

HAVA DURUMU

Sevgi-1

Okunma  Yazar : Seyit Cındık
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 1687
Tarih  Tarih : 29 Haziran 2010, 19:14

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sevgili arkadaşlar, "Sevgi" üzerine okuduğum kitaplardan aldığım bazı parçaları sizlerle paylaşmak istedim.(Sevgi-1 Prof.Dr.Cengiz Güleç ten.Sevgi-2,OSHO dan ve Sevgi-3 ise Psikolog.Dr.Albert ELLİS 'ten alıntı olacak.hazır olunca sizlerle paylaşacağım)
Prof.dr.Cengiz Güleç'ten "pozitif ruh sağlığı" kitabından aldığım hoşuma giden güzel bir yazıdan bir kısmını sizlerle paylaşıyorum.!.
"Sevgi harekettir, dokunmaktır, bir şeyin içinde olmaktır, ve bir etkinliktir, böyle sevgi olunur.!. Sevginin etkin özelliği ise, vermektir almak değil.!. Yaratılıştan yaratıcı olmayanlar-yaratıcılığın içimizde olmadığının farkındalığı-veya -doğuştan itibaren içimizde olduğunun farkındasızlığı- vermeyi yoksulluktan sayarlar, bu ise toplum bilincimizden, anne masalımızdan veya kollektif bilinç'ten kaynaklanır.!. Salt vermek, acı verici olduğu için, bu bir şey uğruna vazgeçme olayının benimsenmesidir.!. Bazıları da, bir şey uğruna vazgeçme anlamında vermeyi erdem sayarlar.!. onlara göre, vermenin almaktan daha iyi olduğu kuralı, yolsulluk acısının alma sevincinden daha iyi olduğu anlamına geliyor.!.
Yaratıcı kişi için ise, vermek benim güçle dolu olduğumu anlatır.!. Verme eylemi esnasında doluluk ve canlılığımı hisediyorum, Bu canlılık ve doluluk beni coşkunlukla doldurur.!. böylece kendimi, taşıyor, yaşıyor ve coşku ile yüzüyor hissediyorum.!. Burada ifade edilmek istenen, verme eylemiyle olaya canlılığın dahil edilmesidir.!. Bu etkin özellik verme eyleminden başka her türlü sevgide görülen belli temel ögelerde de ortaya çıkar.!. Bu temel ögeler, ilgi, sorumluluk, saygı ve empatik anlamadır.!.
Sevginin ilgi yarattığı, annenin çocuğuna olan sevgisinde açıkça görülür, çocuğuna bakmasa, onu emzirmese, yıkamasa, rahat etmesini sağlamasa sevgisine göstereceği hiç bir kanıt bulamaz.!. sevginin içtenliğine inandıramaz bizi.!. oysa, çocuğuna bakarken görürsek annenin sevgisi bizi etkiler.!.
Sevgi, sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir, bu etkinin, ilginin bulunmadığı bir yerde sevgi olamaz.!. kişi uğrunda çalıştığı şeyleri sever, sevdiği için de çalışır.!. İlgi ve bakım sevginin başka iki yönünü ortaya çıkarır, bu da sorumluluk ve saygıdır.!.Soumluluk, sevginin üçüncü tamamlayıcısı saygı ile birlikte değilse, çabucak zorbalığa ve kendine bağlamaya dönüşebilir.!. Saygı korkmak ve çekinmek olmuyor..."onun kendine özgü bireyselliğini farkedbilmektir"saygı.!. veya kendimin eksik bireyselliğimin farkındalığı...sevgideki saygı sevilen kişinin kendisi için, kendisine göre gelişmesini istemektir.!.
Burada ifade edilmek istenen şey. saygı duymanın önkoşulunun bağımsızlık olduğudur ve o da ancak özgürlüğün bulunduğu yerde varolur..!.

"Sevgi ve saygı özgürlüğün çocuğudur, hiç bir zaman zorbalığın çocuğu olmamıştır" onlar tanrısal bilincimizin çocuklarıdır.!.

Saygı duymak için bir insanı tanmak gerekiyor...ortada bilgi yoksa, olan sadece önyargıdır, farkındasızlıktır, kayıtsızlıktır, yadsımadır, yanılsama ve inkardır.!.psikoterapik yaklaşımla kendini tanıyarak bunları öğrenebilirsin bunu senin öteki için farketmenden çok, ötekinin farketmesi önem taşıyor.!.Bunu üzerimizdeki tişortu bir kuşun pislemesine benzeterek örneklendirebiliriz; sen benim tişörtümün kirlendiğini biliyorsun, görüyorsun, bana söylüyorsun, hatta yanındaki , öteki de görüyor, (ama) ben hala inkar ediyorum.!.

Bilginin öncülüğü olmazsa o zaman ilgi, sorumluluk ve saygı da körü körüne olacaktır.!.

Bu yazıda bahsedilen aşk , yine sevginin başka bir türü, fiziksel aşk, cinsel sevgidir.!.
yazı aynen şöyle devam ediyor,"Cinsel isteğin amacı birleşmektir.bu ise, fiziksel bir açlık, acı veren bir gerginliğin giderilmesinden daima daha fazla bir şeydir.!.Ama, cinsel istek hem sevgiden hem de tatminsizlikten- yanlızlığın verdiği huzursuzluktan, fethetmek ya da hükmedilmek isteğinden. kendine boşu boşuna güvenmekten, incitmekten. giderek yok etme isteğinden- doğabilir.!. cinsel istek ne olursa olsun güçlü bir tutkudan doğabilir, veya böyle bir tutkuyla karışabilir, sevgi ise bunlardan bir tanesidir.!.
kafamızda cinsel istek ve sevgi çoğu zaman birleştiği için, ötekini fiziksel olarak arzu ettiğimde, bundan ikimizin de birbirimizi sevdiğimiz sonucunu çıkarabiliriz.!. sevgi cinsel birleşme doğurduğunda, partnerler arasında oluşan şefkati göz ardı ederiz, bu ise, ilişkiyi iki taraf içinde farkındasız kılar.!. Cinsel çekim, o an için birleşme duygusu yaratabilir, ama ilişki sonrasında birbirine yabancı iki insanı da ortada bırakıverir.!.
Cinsel sevginin, kardeş sevgisi ve anne sevgisinde bulunmayan başka bir yanı olduğunu her zaman hatırlamamız gerekiyor.!.Cinselliğin bu kendine özgü yönü, çok defa sahip olma isteğinden doğan bir bağimlılık olarak yanlış anlaşılır.
Birbirine aşık olan iki insanın başkalarına sevgi duymadıklarını sıklıkla görüyoruz, buradaki sevgiye iki kişilik bencillik diyebilirmiyiz, acaba? ne dersiniz? iki kişilik bencillikte, kendilerini sevgiyle bir sayarak, tek bireyi iki kişiye yaymak vardır, bu yanlızlığı çözer gibi gelse de, geride kalan insanlardan koptukları için, birbirlerinden de kopmuş ve ayrıdırlar.!.
-Buna bir olma yaşantısının aldatıcılığı, diyebilirmiyiz.!.

"cinsel sevgi bir kişiye yönelebilir ,(ama), o kişide canlı olan her şeyi, tüm insanlığı sever.!."
Birisini sevmek,sadece güçlü bir duyguya kapılmak değildir, bir karardır, bir yargıdır, bir sözdür., sevgi duygu olsaydı, o zaman birbirimizi ölünceye kadar sevmek için söz vermek te gerekmezdi.!. Duygular gelir, geçer, eyleme yargı ve karar karışmazsa o duygunun ölünceye kadar süreceğini nasıl bilebiliriz.? Bu görüşlerin ışığında, sevginin bir irade ve bağlılık eylemi olduğunu, bu yüzden birbirini seven kişilerin kimler olduğunun pek önemi olmadığına varabiliriz.!. İster başkaları kararlaştırsın, ister kendimiz seçelim, sevgi bağı bir kez kuruldu mu sürekliliği iradi çabalarla beslenmesini gerektirir.!.Bu görüşe göre, insanın ve cinsel sevginin yapısı hesaba katılmıyor gibi gelebilir.!.
Erick Fromm, bunu şöyle tanımlıyor;'Her birimiz kendi başına ötekilere benzemeyen, aynisi yapılamayan ayrı bir bütünüz, paradoksun öbür tarafında ise ayni olduğumuz için, kardeş sevgisiyle herkesi ayni sevebiliriz.(ama), ayni zamanda birbirimizden farklı olduğumuz için, cinsel sevginin doğabilmesi,- herkeste değil.- bazı kişilerde bulunabilen özel ve insana göre değişen bazı özelliklere bağlıdır.!. Öyleyse görüşlerin ikisi de doğruduri!.
1,-'Cinsel sevginin bütünüyle kişisel, belli insanlar arasında bir eşi daha bulunmaz bir çekim durumu olduğunu kabul eder.!.
veya, ne biri ne de öteki doğrudur, ikisi de yanlıştır.!.
2"Başarılı olmayan evlilik bağının koparılması gerektiği kadar, ne olursa olsun koparılmaması fikri de yanlıştır.!."

"farkındalık anlamdır, anlam yaşamın tadı tuzudur, farkedilen ölçüdeki tuzu yaşama katmak ise, sadece sana kalmıştır.!.",

Diğer yazı da görüşene dek;
hoş olun ve sevgiyle kalın.

Seyit CINDIK
14/02/2010

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

DUYURU

YENİ YIL01 Ocak 2014

ANKET

Dernek Çalışmalarımızı Nasıl Buluyorsunuz?





Tüm Anketler

TAKVİM

SAYAÇ

ÖNEMLİ LİNKLER

SAYAÇ

daylikoyu.org.tr © 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Köşe yazılarından yazarları, yorumlardan yorumu yazan şahıslar sorumludur. Daylikoyu.Org.Tr sorumlu tutulamaz.
Web: www.daylikoyu.org.tr | E-Mail: info@daylikoyu.org.tr
Altyapı: Mydesign | Tasarım: