Giresun, Görele, Daylı Köyü - Özlemin Bittiği Yerdesiniz... Anasayfa    |    İletişim
Daylı Köyü
Anasayfa | Haber Ara | Chat | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Z.Defteri | Sitene Ekle |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

DÖVİZ

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.7478 5.7581
  Euro 5.3875 5.4232

HAVA DURUMU

Köy Tarihçesi

Köyümüzün ve bağlı olarak Görelemiz ile civar bölgenin, bilinen yazılı kaynaklardan veya geçmişten günümüze yaşayan büyüklerimizden alıntılarla derlenen tarihini, birçok değerli araştırmacı, büyüklerimiz ve akademisyen hemşehrilerimiz zaman zaman kaleme alarak eserleriyle günümüze ışık tutmuşlardır. Bunlardan başlıcaları; Emin ÖNDER (Emekli öğretmen), Sadi CINDIK (İş Adamı), Ali BİLİR (Yazar), Hasan NAMAZCI'dır.(Emekli öğretmen)

Bu yazımızın hazırlanışında bizlere; muhtelif kaynaklardan faydalanarak hazırladıkları çalışmaları kaleme alan tüm araştırmacılara başarılı çalışmalarından dolayı gelecek kuşaklar adına teşekkürü borç bilir, sitemizin Tarihçe bölümünün hazırlanışında başarılı derlemesiyle katkıda bulunan Sn. Hasan NAMAZCI'ya da tekrar tesekkür ederiz.

Giresun Görele İlçesi Daylı Köyü Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği
Kurucu Yönetim Kurulu adına
Kurucu Başkan Ali KAYA

 

Giresun'un Görele ilçesinin yaklaşık 2 km. güneyinden başlayarak şimdiki Kayabaşı tepesine kadar uzanan bölgede yerleşik olan köyümüz, tepenin sağ ve sol yamaçlarına kurulu bulunan ve son yıllarda oldukça da gelişmiş, imar edilmiş beş büyük mahalleden ibarettir. Resmi kayıtlardan anlaşıldığı üzere 05.02.1947 yılında köy tüzel kişiliğini almıştır. Bilinen tarihi çok eskilere M.Ö 1000-1200 yıllarına kadar dayanır. M.Ö 8.yy'dan itibaren Miletliler bölgemize koloniler kurmuş, Doğu Karadeniz kıyılarında ticaret yapmışlardır. Kıyı kesiminde ticareti Bizanslılar zamanında Cenevizliler ele almış Osmanlı dönemine kadar sürdürmüşlerdir. Yine bölgemize M.Ö 1200.yy'da Fenikelilerin geldiği ancak, fazla etkili olamadan silindikleri bilinmektedir. M.Ö 3000 yıllarından itibaren başlayan Orta Asya göçleri; Türklerin Anadolu ya kadar olan uzun ve meşakkatli yolculuğu ve Oğuz'ların 24.boyundan biri olan Çepnilerin de bölgemizde son bulacak yolculuğu başlamıştır.

Görele bölgesi bir zaman Med, sonra Pers ve Bizans krallarınca yönetilmiştir. Büyük İskender M.Ö 232 yılında Pers egemenliğine son vermiş ,ölümünden sonra ise bölge de ay yıldızlı bayrağı olan 'Deniz Kapadokyası' anlamına gelen Pont Kapadokyası (Pontus Devleti) kurulmuştur. İşte bu dönemde halk, Eynesil Burnu'nda bir kale yaparak yerleşmiş, buraya "GORALLA" ismi verilmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in 1461 de bölgeyi fethinden önce (1204-1461) Pontuslar bölgeyi yönetmişlerdir. Fethin ardından (Özellikle Yavuz Sultan Selim'in şehzadeliği döneminde1480-1505) Türkler bölgeye yerleşmeye başlamışlar, Çepniler ilk yerleştikleri Samsun civarından doğuya hareket ederek bölgemize yerleşmişler, Çepni'ler (Oğuzların Üçok koluna mensupturlar) Orta Asya-Horasan üzerinden Anadolu'ya geçmiş, Eynesil Trebolu arasına yerleşerek yaşamaya başlamışlar,dini yönden ise Şiilik mezhebine bağlı olduklarından bu bölgede bazı beldelere; Ali ile biten:Şah Ali, Terzi Ali, Bozca Ali gibi isimlerin günümüze tasınmasında etkili olmuşlardır. Hatta bugünkü Görele, Çanakçı Deresinin ismi; Elevi deresi (veya bir rivayet Alevi deresi) olarak hala söylenir.

Yine köyümüzün çevresinde: Danişment Türkleri Danışman Köyüne, Eymürlüler Eymür Köyüne, Kıpçak Türklerinden Kara Börklü Karabörk köyüne, Oğuzlar da Oğuz köyüne yerleşmişlerdir.

Bizim Köyümüze ilk gelen soylar: Gökçe Alioğulları, Bektaşoğulları, Karahacıoğulları ve Namazcıoğulları'dır. (Şadi Cındık) Bu aileler şimdiki köyümüzün olduğu yerlerdedir. Ancak o zamanlar Daylı; Görelenin Eynesil Burnu'nda olduğunu düşünürsek, deniz kıyısından Kaba, Tepebaşı, Devge (Ünlüce), İnanca (İmatlı), Terzi Ali, Ataköy, Tepeköy'ü de içine alan bir tarafı "Sisdağı" na ulaşan yerleşim yerdi. Bu gün bile İnanca ve Görele Merkez'in tapuları Daylı Kariyesi olarak geçmektedir. Yörenin milli çalgısı olan Kemençe ismini Kıpçak Türkçesinden alınmıştır.

 

 

1683 Viyana bozgunundan sonra Osmanlı da devlet otoritesi zayıflamış, derebeyleri türemeye başlamıştır. Bu dönem de Görele Çepnileri Espiye madenini basarak huzursuzluğa yol açmış, bunun üzerine bölge halkı sürgün edilerek bölgeye Türk boylarından başka insanlar yerleştirilmiştir. Eynesil halkı da bu olaylardan sonra değişmiştir. Bu Görelenin ilk cezasıdır. İkinci cezayı ise; Trabzon valisi üçüncüoğlu Ömer Paşa'nın valiliğinde görmüş ve Görele kalesi topa tutularak yıkılmıştır. Padişah I.Mahmut döneminde olan bu olaydan sonra halk, Göreleyi terk ederek bugünkü yerleşim yeri olan bölgeye yani Daylı topraklarına yerleşmişlerdir. Bu bölge bundan sonra Görele diye anılacaktır.

Ancak merkezi yönetim zayıftır ve derebeylik hüküm sürmektedir. Kuğuoğlu Süleyman Ağa derebeylikten Trabzon valiliğine getirilmiş ve iyi bir yönetim sergilemiştir. Süleyman ağa ölünce yerine geçen oğulları aynı başarıyı gösterememişler, halktan kopuk yaşamları, ağır verilerle adaletsiz yönetimleri ile halkı canından bezdirmişlerdir. Bu zalimce yönetime son vermek için Trebolu'lu Yahyaoğlu Kethuda Emin Ağa görevlendirilmiş ve bir gecede konakları yıktırmak suretiyle Kuğuoğullarının yönetimine son vermişlerdir. Emin Ağa Görele'deki düzeni yeniden kurarak tarım ve hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunmuştur. Ancak Görele Beyinin öldürülmesi sonucu Görele, Trebolu'ya nahiye olarak bağlanmıştır. Bu olay daha sonra iki halk arasında sürtüşme konusu olmuş ,hatta Trebolu'da "Trebolu taş arası,Görele başbelası" deyimi söylenir olmuştur.

Görele, 1855 tarihli genel "Salname"'de (Devlet Yıllığı) Trabzon eyaleti, Gümüşhane sancağı Trebolu kazasına bağlı bir nahiye olarak görülmektedir. 1923 yılında Giresun il olunca da Görele kaza olarak Giresun'a bağlanmıştır.

1914 yılında I.Dünya Savaşı sırasında köyümüzde yaşanan bir olay hala anlatılır. Köy halkından 5-10 kişi yürüme köye dönüş yolundadır, Çeşmebaşı'nda bir dinlenme molası verilir. Sohbet sırasında "Bektaşoğlu Osman" amcaya sorarlar;

- Osman, savaş çıktı, ne düşünüyorsun?
Osman cevaben...
- Ben ne düşüneceğim? Bende 6 tane oğlan var, Sarusunu (Sarışen) düşünsün der.

 
Sarısunu amcanın Ali isminde bir oğlu vardır. Derken savaş biter Ali askerden sağ döner ama Osman amca'nın 6 oğlu Kafkas cephesinde şehit olur. Bu olayda nükte ile karışık aslında halkımızın o günlerdeki dramı ve zor yaşamının izi vardır hala yüreklerimizde. Çünkü köyümüzün erkeklerinden çoğu Kurtuluş savaşında şehit olduğundan, bu gün 60-70 yaşlarında olanlarımız dedelerimizi göremedik, onların sevgilerini tadamadık.
 

 
1916 yılının 27 Temmuz'unda Rus askerleri Harşıt Çayı'na kadar bölgemizi işgal etmişlerdir. Çavuşlu halkının Rus askerlerini karşılaması esnasında, bir vatandaşın at üstündeki Rus subayını uzak tepelerden vurmasıyla Ruslar; Halkımızı çırılçıplak soyup, mezarlarını da kendilerine kazdırmak suretiyle kurşuna dizmişlerdir. Bu katliamdan kendini önceden çukura atabilen bir kişi kurtulmuştur. (Bu olayı anlatan Çavuşlu/Obakıran köyünden "Toskil Osman" Lakaplı Osman Sarı'dır.) Daha sonra Rus askerlerinin Çavuşluyu yaktığı, şehrin iki gün yandığı söylenir. Düşmanın geldiğini duyan halk taşıyabildiği ne varsa yüklenip muhacirliğe başlamış, Harşıt Çayı üzerindeki köprünün Rusların geçmesini engellemek için bir mücahit kadın tarafından havaya uçurulmasıyla dere kenarına gelen halkın karşıya geçmek için hayli zorlandığı, hatta boğulanlar olduğu, göç eden halkımızın Terme ve Çarşamba'ya yerleştikleri çok azının geriye döndüğü, ancak ne ev ne de ocak bulabildikleri bilinmektedir.
 

Muhacirlik Dönemi'nde göç etmeyen halka Rus ve bilhassa Ermeni'ler çok eziyet ve işkence etmişler, mallarını, hayvanlarını alıp hizmetlerinde çalıştırmışlar yalnız ve güçsüz olanları öldürmekten çekinmemişler, hatta Ermenilerin çocukları süngülere takıp öldürdükleri, çocuk anlamına gelen Barancuk kelimesini kullandıkları söylenmektedir.

İşgal günlerinde Rusların bu günkü "Güllekıran"'a karargah kurup yerleştikleri, bir sabah devriye gezen askerleri ard arda patlayan iki tüfekle iki Rus askerinin vurulduğu, Rusların bunun üzerine Kıran'a yerleştirdikleri makinalı tüfeklerle kaya başını ve karşı tepeleri uzun süre taradığını, yara almayan ağaç ve taşın kalmadığı, sonradan öğrenildiğine göre de Rus askerlerini "Poyraz" isminde bir delikanlının karşı köyden (Poyraz Uzun, eski Kemikli-şimdiki Hürriyet mahallesi) ateş ederek vurduğu söylenir. (Görele/Karabörk Köyünden Mihmidoğlu Sait Yılmaz'dan rivayetle). Yine o yıllarda halkımız Rusların eziyeti, tecavüzüne uğradığı, işgal bitince de bazı yörelerde özellikle tecavüze uğrayan kadınların ne acıdır ki öldürüldükleri de savaşın acı bir gerçeği de olsa söylenmekte ve bilinmektedir.

 

 
1917 yılında Rusların, Bolşevik isyanı ile çekilmesiyle ve Erzincan Ateşkes Anlaşması yapıldı. Ancak çekilen güçler asayişi sağlayamayınca Ermeni ve Rum çetecilerini daha çok azdırdılar. 12 Şubat 1918 günü akşama doğru halkı "Kilise Düzüne" bugünkü Hendekbaşı Mahallesindeki Cumhuriyet İlkokulu'nun bahçesine toplayıp (2 eve doldurdukları da söylenmektedir) katletmek istemişlerdir. Bu katliamı sezen, haber alan Kakaliçoğlu Abdulmuttalip, Kakaliçoğlu İsmail, Çakır Çavuş, Çakır Çoban, Cinoğlu Ali Osman, Bayıroğlu Hüseyin, Çürükvelioğlu Ali, Çürükvelioğlu Mustafa,


Seyisoğlu Ömer, Hıdıroğlu Osman, Palakoğlu Deli Bilal
başta olmak üzere tüm Görele halkı kenetlenmiş; Korkmayın, biz buradayız, sizleri kurtaracağız diyerek sabaha kadar bir taraftan sarraf bahçesi, bir taraftan maraba düzü ve yörede ayaklarını serçe yere vurarak bir mermi ötede bir mermi beride havaya kurşun sıkıp naralar atarak koşusturmuşlar, düşmanı baskı altında tutarak esir halkı kurtarmış yaşanabilecek korkunç bir katliamı da önlemişlerdir. Ertesi gün 13 Şubat'tır.

İşte 13 Şubat 1918 günü düşman ağır bir zaiyatla Görele'yi terk etmek zorunda kalmıştır.
(Münir Karakullukçu. Eski ve İlk Cumhuriyet öğretmenlemizden/Hasan Namazcı)

Yine Kurtuluş Savaşı sırasında köyümüzden Topal Osman Ağa'nın emrinde aziz yurdumuzu düşmana karşı savunan, vatan savunmasında gözünü kırpmadan hayatlarını ortaya koyanlardan, Osman Kır ve Ömer Kır köyümüzün bilinen çetelerinden bazılarıdır. Kurtuluş Savaşı'na katılarak Şehit olan Velioğlu Yusuf Çavuş, 30 Ağustos 1922 yılında Afyon'da diğer silah arkadaşları ile bu vatan için canını vermekten çekinmeyen köyümüzün "Aziz Şehitleri"nden sadece biridir.

Daylı Köyü'ne yerleşen halkın; Elazığ-Erzincan-Bayburt üzerinden, Torul-Kürtün yöresine daha sonra da köyümüze gelip yerleştikleri de söylenmektedir. Geniş bir coğrafyası olan köyümüz zamanla idari yapılanma sonunda etrafında kendine bağlı olan mahalleleri bir bir kaybetmiş, en son ise Verdili Mahallesi ayrılarak 1985 te Ataköy adını alarak köy olmuştur.

Sahilden yaklaşık 2 Km. yukarıdan Çadır Kıranı'ndan başlayarak Tepeköy sınırında son bulmaktadır. Doğusu Kaba Deresi, batısında ise Küpo Deresi vardır. Daylı Köyü'nün, Cenevizliler zamanından kalma, muhtelif bölgelerinde, genellikle güney tarafında üzüm bağlarından toplanan üzümlerden şarap yapmak için taşlardan oyulma şarap küpleri yakın zamana kadar görülmekte idi. Bu da bizlere, o dönemde bol olan üzüm bağlarının, yöre halkının geçim kaynağı olduğunu anlatmaktadır. Zamana, hava şartlarına ve insan gücüne bağlı olarak yörenin ekonomik yapısı değişiklik göstermektedir. Halk üst üste üzüm hasadı olmayınca çare buğday, arpa ekiminde aranmış arada bir nadasa bırakarak bir yıl kuzey, bir yıl güney tarafı ekinde kullanmışlardır. Köyde bulgur dövmek için dibek yapılmış, kış aylarında köyün derelerinde bulunan değirmenler kullanılmış, yaz aylarında ise Elevi Deresi'ndeki değirmenlere gidilmiş un öğütülmüştür. Fındık ve mısır yakın çağın ürünü olup 100-150 sene içinde gelişmiştir. Bu dönemlerle beraber meyvecilik te çeşitlenerek gelişme göstermiş, dut, elma, armut, kiraz, incir, erik, ceviz, taflan ve kestane bolca yetiştirilmiştir. Son dönemlerde şehirleşmenin sonucunda mısır tarlalarının yerine fındık fidanları (kökleme) dikildiği gözlenmektedir.

 

Savaş yıllarında azalan nüfus oranı Cumhuriyet döneminden sonra patlama yapmış, bunda beş çocuğu olandan yol parası (vergi) alınmaması rol oynamıştır. 1950'li yıllarda köyümüzün nüfusu 1000 civarında iken şimdilerde 350 kadardır. Bunun birinci nedeni göç, ikinci nedeni ise Görele belediye seçimleridir. Belediye seçimlerinde halkın çoğu oy kullanmak için nüfus sayımında Görele'de sayılmaktadır.

Köyde ilk cami, bugün "Cami yanı" diye bildiğimiz yerde yapılmış daha sonra ise köylü tarafından 1890 yılında Avara Kıranı'na, daha sonra da 1985 yılında bu bina yıkılarak devlet tarafından bu günkü yerine Orta Kıran'a yapılmıştır. Ayrıca Gülle Kıran'da köylümüz tarafından ikinci bir cami yaptırılarak ibadete açılmış, her iki camiye de imam atanmıştır.

Köyümüzde Cumhuriyet döneminden önce Medrese vardı. (Avara Kıranı) Rus işgalinde Ruslar tarafından yıkılarak tahta ve ahşap kısımlarını yakacak olarak kullanmışlardır. 1950 yılına kadar köyümüzde okul yoktu. Köyümüzün çocukları Görele'ye giderlerdi. Köyümüze okul 1950 yılında yapılmış, bu gün hayatta olan bir çok büyüğümüz bu okulda okuma yazma öğrenmiş, hayata atılarak başarılı işler yapmışlardır. Halen hayatta olmayan bir çok değerli öğretmenimiz bu sıralarda eğitim yapmışlar, civar köylerin öğrencileri dahil birçok insanımızı hayata hazırlamışlardır. Bunlardan köyün ilk öğretmenleri hala saygıyla anılır. Ne yazık ki bugün azalan nüfusla beraber azalan öğrenciler de Görele'ye, merkezdeki okullara taşıma usuluyle götürerek eğitim yapılmaktadır. Harf devriminden önce okur yazar oranı çok düşükken bugün % 97'dir. Bugün ülkemizin bir çok ilinde devlet kademelerinde veya özel sektör de küçümsenemeyecek sayıda bürokrat, yönetici ve çalışan vardır. 1975 yılında yapılan "Ebe Evi" (Avara Kıranı'nda) mevcut ebe olamadığından boştur.

Ayrıca köyümüzden, zamanın Posta Nazırı Hasan Ali Efendi'nin torunu olan eski Milli Eğitim Bakanı Rahmetli Hasan Ali Yücel, Görele'ye bugünkü Yücel İlkokulunu, bugünkü lise binasını (Orta Okul olarak) yaptırmış, eğitim alanında Görele'ye büyük katkıları olmuş, değerli bir şahsiyetimizdir. Yine köyümüzden Karahacıoğlu Hasan Ağa 1905-1909 yıllarında, oğlu Mehmet Ağa ise 1922-1926 yıllarında belediye başkanlıkları yapmış, değerli hizmetleriyle yörenin gelişiminde öncü olmuşlardır.

 

 
Daylı Köyü'nün merkezle ulaşımı, önceleri yaya ve atlı olarak sağlanır, kullanılan yol, civardaki yaklaşık onbeş tane köy ve yerleşke tarafından grup yolu olarak kullanılırdı. 1962 yılında köylü kazma-kürek hep birlikte köye araba yolu yaptılar. Ancak bu yol uzun süre kullanılmasına rağmen çok dik ve yer yer dar olduğundan 1990'lı yılarda köyün ikinci araba yolu yapıldı. Şimdi devamlı olarak kullanılan bu yol, Hendekbaşı-Köpekli istikametinden Cami Yanı'nda eski yolla mezarlık mevkiinde kesişir. Bu yol aynı zamanda asfaltlanmış olup köy içindeki bölümü ise beton kaplamadır. Gülle Kıranı'ndan "Mere" istikametini takip ederek Tepeköy ve Ataköy'e ulaşır.

Eğer bu yola bağlanmaya çalışan Tekgöz grup yolu hizmete girer yol birleşirse, eskiden olduğu gibi yine 10-15 köy yolu Daylı üzerinden geçecek ve yörede sosyal yönden büyük bir canlılık olacaktır.
 

 

Tirebolu hükümet binasının yangında büyük hasar görmesi sonucu, diğer bölgeler gibi bizim köyümüzün de kayıtları ve bilgileri yok olmuştur. Mevcut mezar taşlarından ve çeşme kitabelerinden bazı tarihler elde edilebilmektedir. Yukarı mezarlıkta mevcut bir mezar taşında ölüm tarihi 1179 (1763) olan bir vatandaşımızın mezarı bulunmaktadır. Bir çok mezar yerinin zamanla tahrip olması veya üzerine yeni mezar yeri açılması sonucu eski mezarların da yok olduğu bilinmektedir.

 

Görele Daylı Köyü'nde yaşayan ailelerin genellikle soyadları;
Abdal (Abdal-Akdal) Avcı, Ak, Aydın, Aksoy (Velioğulları), Arı, Bektaş, Birtürk, Balıkçı, Cındık, Çıtlak, Çoban, Dalgıç, Ergin, Gökçe, Karahacıoğlu (Kara, Gürle, Hacıoğlu) Kaya, Kır, Keleş, Kübüç, Kurtoğlu, Kanbur, Namazcı, Öner, Önder, Sarışen, Sişman, Yılmaz, Yenen ve Zor olarak sayılabilir. Bunun yanında varsa, yerini yurdunu satarak veya bir şekilde köyden ayrılan göç eden sülaleler de olmuştur.

Köyümüzde düğünler 2 gün 2 gece yapılırdı. Cuma günü akşam ve cumartesi kız evinde, cumartesi akşamı ve pazar günü oğlan evinde düğün yapılır, damat "Orta"ya gelir takı merasimi ve eş dost hediyelerinden sonra kız almaya gidilirdi. Damat "Orta"ya geldiğinde bir berber tarafından traş edilir, yüzüne ayna tutulur, berber tarafından bahşiş istenirdi. Bazı düğünlerin öncesinde ailenin hali vaktine göre akraba, hısım, eşe dosta saygı ile davet anlamında horoz veya tavuk gönderilirdi. Tabi düğünlerimizin olmazsa olmazı Kemençe ve Davulumuz ile hep beraber tepilen Horonlar da cabası... Çocuklar öncelikle olmak üzere muhtelif yöresel yemeklerle misafirlere ikram izzette bulunulur, mümkün olduğunca davetliler rahat ettirilirdi. Gelin alma zamanı kemençeler yol havası vurur, çocuklar "yol kesme" işini bahşişler az gelince bazen uzatır sonra da yolu açar gelin ablalarını uğurlarlardı. Günümüzde ise düğünler salonlarda birkaç saatte bitirilmekte eski neşeli düğünlere ne yazık ki rağbet edilmemektedir.

Köyümüzde, geçmişten bu güne birçok büyüğümüz, birlik beraberlik adına, köyümüzün kalkınması adına özveride bulunarak uzun yıllar muhtarlık yapmış ve görevleri süresince değerli çalışmalara imza atmışlardır. Bunlar sırası ile; Verdili Mahallesi'nden Kahyaoğlu Ahmet Efendi, Manasır Mahallesi'nden Kıralioğlu Hüseyin Odabaş, İmamoğlu Emin Ağa, Ali Gökçe, Mustafa Bektaş, Hüseyin Kara, İsmail Çıtlak, Ömer Önder, Recep Aksoy, Mahmut Çıtlak, Halil Bektaş, Salih Bektaş, Ali Çıtlak, Hüseyin Avni Bektaş'tır.

 

 
Yurdumuzda Daylı veya içinde 'Daylı' kelimesinin geçtiği 22 yerleşim yeri vardır. Bunlar; Ordu-Mesudiye, Sivas-Kangal, Yozgat-Akdağmadeni (Bizim köyümüzün ismini aldığı yöre).
 

 
Yozgat-Merkez, Adana/Kozan, İçel/Gürpınar, Gaziantep/Nizip, Batman/Beşiri, Denizli/Çal, Kastamonu/Merkez, Tunceli/Mazgirt, Kütahya/Gediz, Çorum/Sungurlu, Manisa/Akhisar, Kayseri/Sarız, Gümüşhane/Kelkit, Ağrı/Tutak, Sinop/Boyabat, Afyon/Sandıklı, Tokat/Merkez, Çorum/Şabanözü'ne bağlı yerleşim yerleri olup; Daylı, Dayılı, Dayılık, Dayılar, Dayıdağ, Dayıpınar, Dayıhan, Dayıoluk gibi isimler almışlardır.
(Araştırmacı-Yazar: Şadi CINDIK)
 

 

Kaynaklar:

*Emin ÖNDER: Emekli Öğretmen. Köyümüzden olup, uzun yıllar Görele'de ilk ve Orta Okul öğretmenliği yapmış değerli Cumhuriyet öğretmenlerimizdendir.

*Şadi CINDIK : Köyümüzde büyümüş, okula Görele'de başlamış, Yüksek tahsilini İstanbul'da yaparak yurt dışında uzun yıllar çalışmış, halen de çok yönlü çalışmalarla muhtelif konularda araştırma yapmakta olan, dördüncü kitabını yayımlamış değerli bir araştırmacı-yazarımızdır.

*Hasan NAMAZCI: Samsun Öğretmen okulu mezunu olup, uzun yıllar Görele Karabörk ve Çavuşlu Obakıranı köylerinde öğretmenlik yaparak bölgemiz eğitiminde uzun yıllar hizmet yapmıştır.

*Ali BİLİR: 1972 Ataköy/Görele doğumludur. Eski bankacı, Ataköy Derneği kurucularındandır. Halen Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı olarak çalışmakta olup "Geçmişten Günümüze Tüm Yönleriyle Görele" isimli kitabını yayımlamış başarılı bir yazarımızdır.

*1945/1946 yılı Görele Orta Okulu öğrencilerinin çıkardığı okul dergisinden faydalanılmıştır.

DUYURU

YENİ YIL01 Ocak 2014

ANKET

Dernek Çalışmalarımızı Nasıl Buluyorsunuz?





Tüm Anketler

TAKVİM

SAYAÇ

ÖNEMLİ LİNKLER

SAYAÇ

daylikoyu.org.tr © 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Köşe yazılarından yazarları, yorumlardan yorumu yazan şahıslar sorumludur. Daylikoyu.Org.Tr sorumlu tutulamaz.
Web: www.daylikoyu.org.tr | E-Mail: info@daylikoyu.org.tr
Altyapı: Mydesign | Tasarım: