Giresun, Görele, Daylı Köyü - Özlemin Bittiği Yerdesiniz... Anasayfa    |    İletişim
Daylı Köyü
Anasayfa | Haber Ara | Chat | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Z.Defteri | Sitene Ekle |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

DÖVİZ

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.7690 5.7794
  Euro 5.2976 5.3327

HAVA DURUMU

Daylı Köyü Hakkında

"Göreleden yukarı
Çıkalım mı Daylı 'ya,
Sevdiğimi görmeden
İnemem ben çarşıya.

Oy fındığım fındığım
Dallarını kırdığım,
Daylı'dan mı geliyon
Kara gözlü sevdiğim."

Bir ilkbahar sabahı günün ilk ışıkları ile uyandığınızda, pencereden dışarı baktığınız zaman gördüğünüz o yemyeşil doğa, hatta ağır ağır sallanan dut ağacının dalları yada kiraz ağacının pencereye uzanmış çın çın kiraz dolu dallarının rüzgarla beraber sallanırken çıkardığı hışırtı…
Ya da bir kış iseğ Sabah, dallardan rüzgarın etkisiyle yere düşen karın çıkardığı o muhteşem ses…Hangimiz hissetmedi, hangimiz o güzelim sabahları uyanıp o serin, tertemiz havayı solumadık Kuşların nağmelerine ıslık çalarak eşlik etmedik.

Görele'den yukarı çıkalım tabi Daylı'ya. İsterseniz Mere' den bile inerim sizinle. Nereden isterseniz…

İsterseniz eski yoldan Çeşme başına çıkın siz, Karaca'nın bayırını gözünüze kestiriyorsanız.

Ben de; Sarraf bahçesinden, taş boğazını geçip elevi deresini seyrede seyrede çıkarım, Çeşme başında buluşuruz. Manastır düzünden Kaderin boğazına, oradan da Çadır Kıranına geldik mi, tamamdır. Kıran gözüktü.

Akşama maç bile vardır beklide. Mezarlığı geçince Gedik ağzına geldik mi, ister Güney Mahalle ister yukarı hiç fark etmez... Sapalım bakalım. Haydi rastgele…

Güney mahalleye sapınca hemen sağ tarafa kuş bakışı göz gezdirirseniz, Elevi deresi taa aşağılarda gümüş gibi parlar size. Uzaktan gülümser sanki acelesi varmış gibi denize...

Yürürsünüz taa Küp başına kadar. Cındıklı, Kübüçlü, Namazcılı, Velioğulları derken …Balıkçı suyundan bir avuç su içip serinledikten sonra isterseniz dönelim.
Hava çok sıcak, vakitte varsa...

Öğleden sonra inek yayma vaktiyseğ...Hep beraber mahalle çocukları, doğru "HARMANLI"ya yüzmeye. Nazlı'ya Karagöl'e ve hatta Tombalak'a yüzmeye...Geç oldu geç.

Dönelim, Ebe Zela Nine'nin evinin önünden Gökçeoğullarının mahallesine doğru gidelim biraz da.
Hele incir zamanıysa Metin Gökçe Sarısandal bekleme bahanesiyle yanına cibbali Mustafayı da alıp hep inciri yemişdür. Ah! uşaklar ah! Bu gece kimin kirazında sıra...

Gökçelerle biraz sohbet edip isterseniz Zoramadu mahallesini geçerek avcıoğullarına bile ineriz, hatta belki de dondurmacı Murat ağabeyin imece'si vardır kar kuyusunda. Kar doldurur üstünde bir güzel horon teperiz. Ne yalan söyleyeyim o imece yemeklerini bile özlemişim, canım bide yufka çekti ki!...Sahi beklide parsel Osman dedesinin çitinde yapar bir imece, sonra köpekleri alır İbacu ormanına çakala bile gideriz. Kırma tüfekleri unutmayın ha..

Eh.. fazla oyalanmayalım değimli Ağır ağır orta Gıran'a çıkalım. (Ali Kaya "memeli" topu şişirmiş; Ula!!!…cabuk gelsenize! diye çağırır da şimdi)

Hey gidi günler hey, Orta Gıran’a gelmeden, top oynamadan, "mıras" oynamadan ve hatta eskilerden öğrendiğimiz hani; Dıgılaktan aşağı kopça kopça siftiyeyim deyip el üstü ya da yerden oynamadan Daylı da delikanlı mı olunurmuş. (Gömme kardeşim mırası!...Çöl çöp benden. Sakın cıvızlama!...Boş ver yaa sen onu beş beş varmısın onu söyle Ha siftiyeyim ha!)
Yine akşam üstülerinde "Esir almaca"oynanırdı. Toz, ter içinde kalır hava kararmadan evlere dağılmazdık. Büyükler maç yaparlar, kaçan topları biz ufaklıklar toplar getirirdik, bir kere vurmacasına. Tabi, Allah rahmet eylesin "Aslan Amca" ya da bizim kuşak az çektirmedi. Çok topumuzu kesmiştir, çite kaçtığı için.
Hadi akşam olmak üzere, yola koyulalım. Ne dersiniz.

(Seyit CINDIK'ın arşivinden)
Ahmet Yenen, İnci Dayı, Kemençeci Hasan

Güneş Haş dağına doğru inerken, İbacu Mustafa amcanın evinin orada, kavak ağacının dibinde "Cıftır Necati"nin kırmızı Power'inin önünde Ahmet Yenen (Morukoğlu Ahmet) karşılar sizi hep. Kapkara boncuk boncuk gözleri parlar, "Hoş geldiniz"der. Herkesi tek tek tanır, hoşlar. Bir garip hüzün ile buruk bir mutluluk sarar içinizi. Birer sigara yakar karşılıklı…ayrılırsınız.

Yürürsünüz,ne güzel sohbet edersiniz eğer şansınız varsa.
Ali paşa, Mekkiye teyze, Afet hala… Hele hele Tıkman'ın Hanım Yengeme de rastlarsanız yok mu, Zaten illa ki uğrarsınız bakkala.
Ahmet Dayım oradadır. Hal hatır sorulur.
(Eğer çocuksanız yandınız)

Hangi tabur, Hangi bölük… Mutlaka bir cevap vermeniz lazım.
Ancak nutkunuz tutulmuştur. Acaba ne desem?
Ne zaman cevap verseniz, mutlaka o tabur , o bölük değişir, siz hiçbir zaman tam bir asker olamazdınız.
Taa Gümüşpala'dan başlar o, yetmiş senedir gidemediği Tonya'dan çıkardı. Artık yavaş yavaş Gülle Gıran'a doğru dönersiniz….

Gülle Gıran yokuşuna vurur erkenden çıkarsanız, çamların altında bir mola ile ter atarsınız. Yine muhteşem bir manzara bekler sizi. Karşıda uzaklarda bir gelin başı gibi yükselir "Haş" Dağı. Hafif sisli, gölgeli, mağrur. Aşağılarda elevi deresi akar nazlı nazlı, vadi alabildiğine önünüzde serilmiş bir el dokuması halı gibidir adeta. Eğer bayram üstü ise ve birazcık şansınız varsa; Gıran'ın tam ortasına dikilmiş koca bir ağaç tan, tepesine iskele vari yapılmış bir "Cıgırık" bile görürsünüz. İki tarafına asılmış salıncak ipiyle yarın erkenden gençler yavuklularını sallayacaklardır. O gece uyumazlar bile belki de...ya yarın gelmezse?

İsterseniz "Dereyanı"ndan da çıkarsınız Gülle Gıran'a hem de bir güzel soğuk su içersiniz.

Bence değer ama yine de siz bilirsiniz, çünkü sırada daha "Aruklu" mahalle ile yukarılar var.

İster Dereyanından çıkın, ister Gülle gırandan "Aruklu" mahalle de çok güzeldir. Hele baharda açınca kiraz,erik… türlü türlü meyve ağaçları çiçeklere durur ya, işte o zaman seyrine doyum olmaz.

Dereden geçipte Emin amca ile, Arkuro, Kır İbrahim oğlu Hamdi amcaya da dondurmacı "Ahmet" Amca…ile karşılaşma şansınız var. Kim bilir Kürdün Süleyman, belki de Parsel Osman. Zaten sesi de geliyor. Oturmuş taş duvarın üstüne; "Parsel parsel eylemişler dünyayı" türküsünü söylüyor…

Karşı mahalleden geçelim diyoruz da, ya hartamacı Mustafa yoksa Maça bir kişi daha lazım..

Çıkıyoruz yukarılara "Mere"ye kadar. Belki de hava güzeldir, şansımıza. Ali Kaya da bizi bekliyorsa..

Şöyle sırtımızı çimene dayar, yağız bir türkü tuttururuz ufaktan. Bir tarafta Sis Dağı, bir tarafta taa aşağılarda Karadeniz, bir taraf Türkeli meresi, karşılarda Asker Gıranı, Şahinyuva Tepeleri…..alabildiğine bakir, alabildiğine çocuksu, bir o kadar da masum manzara ve de temiz hava...Vakit te amma geçmiş değil mi? Akşam olmuş fark edemedik…

İstanbul'a dönelim mi? Ne dersiniz?

Saygılarımla.
Derneğimiz Kurucular Kurulu adına.

Seyit CINDIK
Şubat/2007

Not:
1-Yazımızda ismi geçen insanlardan bazıları rahmetli olmuşlardır. Onları rahmetle anıyoruz.
İsimler, tamamen çocukluğumuzdan tanıdığımız simalar olup, örnekleme ve doğaçlama seçilmiştir.

2-Yazının girişindeki türkü; başlarken tarafımdan uydurulmuştur.

3-Resimlerin hazırlanışında küçük yardımı için oğlum Ozan'a izninizle teşekkür ediyorum.

Seyit CINDIK

DUYURU

YENİ YIL01 Ocak 2014

ANKET

Dernek Çalışmalarımızı Nasıl Buluyorsunuz?





Tüm Anketler

TAKVİM

SAYAÇ

ÖNEMLİ LİNKLER

SAYAÇ

daylikoyu.org.tr © 2007 - 2012 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Köşe yazılarından yazarları, yorumlardan yorumu yazan şahıslar sorumludur. Daylikoyu.Org.Tr sorumlu tutulamaz.
Web: www.daylikoyu.org.tr | E-Mail: info@daylikoyu.org.tr
Altyapı: Mydesign | Tasarım: